Bilgisayar 50 1

16 Senelik Eğitim Hayatlarında Öğrencilerin Teknolojiyle Olan İmtihanları!

Teknoloji şimdilerde yaşlı insanları nasıl zorladıysa hiç merak etmeyin zamanında biz öğrencileri de bir hayli zorladı. Teknoloji tarihi bu konuda çaresiz kalmış diyebiliriz. O denli büyük kayıplar verdik biz bu yolda. Kısaca mizaha yönelik bu yazımızda anlatacaklarımızı toplayacak olursak ailesine “Derslerde bilgisayar gerekiyor anne/baba!”diyerek kendisine dönemin en iyi bilgisayarını aldıran sonrasında arkadaşından aldığı GTA serisini kurup oynamaya başlayan neslin hikâyesini anlatacağız.

Ağlanacak halimize mi gülüyoruz bilmem ama bu tespitlerin bir kısmını kendim ve çevremde yaşadı emin olun bazılarını tatmayanlar kesinlikle çocukluk yaşamamıştır. Eğitimde teknoloji ne kadar gereklidir bilinmez ama bizim milletin çocukları maalesef eğitimin içine teknolojiye oldukça büyük yer vermiştir. Teknoloji ile eğitimin entegre yürütülmesi kulağa çok iyi gelmekte lakin bizim çocuklar lafı biraz tersten anladılar. Şimdi sizlere bir Türk gencinin 1. Sınıftan itibaren tanıştığı teknolojik ürünleri sırayla sunalım. Hatırlayanlarınız elbet olacaktır sunuları disk ile götürdüğümüz dönemleri halen unutmadık ama onları anlatsak burada okurların birçoğu duman olur. Bu nedenle milenyum çocuklarına hitaben bir yazı yazalım. Yani flaş bellek diye tabir edilen USB depolama aygıtların ortaya çıktığı o manidar yıllardan!

Kırtasiyeden Çıktı Alınıp Tonla Para Ödenen Ödev Kapakları!

Öğrencilik hayatının ilk başlarında hemen her Türk gencinin başına performans ödevleri bela olur. Okulun bitmesine yaklaşırken verilen ve teslim süresi muhtemel bir hafta olan ödevler ödev teslim gününden yaklaşık 12 saat öncesinden hazırlanır bu nedenle evde ki büyüklerden ödeve kapak yapmaları istenir. O zamanlar A4 kullanma yetisine sahip olmayan Türk genci sabah okuldan önce kırtasiyeye uğrar, işte o anda serüven başlar!

  

Dışarıdan baksanız kırtasiyeden başka her şeye benzeyen bakkalımsı dükkânlar sabahın köründe bu tarz öğrencileri sömürmek için hazır beklerler. Bizim oğlan çat kapı içeriye girer klasik cümle şudur; hafif uykudan mayışmış bir sesle “Fen ödevi kapağı alabilir miyim?” o zamanlar bilmez çocuk internette kapakların hazır olup ismini kendinin verdiğini. Buradadır zaten işin sırrı da bu saf zihniyeti kekleyen kırtasiyeler bu yolla az para kazanmadılar. Bilgisayarın başındaki adam olağanüstü bir ciddiyetle bir soru yöneltir “Adın, ödevin konusu, numaran, sınıfın, okulun?”. Bu soruları çocuk ifade verir gibi cevaplar sonra işin son can alıcı noktasına varılır. Kırtasiyeci adam –en azından öyle olduğunu sanıyoruz- son sorusunu yöneltir: “Renkli mi siyah beyaz mı?” renkli çıktı fiyatı o dönemlerde meçhuldür ancak çocuk onun pahalı olduğunu bilir. Cebindeki paraya göre bu seçimi yapar ve ödevinin kapağını alır.

İlgili Yazı  Kulaklık Kalitesinin Önemi Nedir?

Yukarıda anlattığımız olayı hemen hepimiz yaşadık. Kaçamak bakışlara gerek yok burada biz bize laflıyoruz. Bu durum en yakın arkadaşın babasının eve yazıcı alması ve arkadaşa gofret karşılığında kapak yaptırılması sonrasında yok olur gider. Lise evrelerinde verdikleri paraya acıyan çocuklar genelde kırtasiyelere laf sayarlar!

İlk Hazırlanan Sunum Ve Sonrasında Bulunan Hazır Sunumlar!

Bazı öğrenciler ilk sunumla üçüncü sınıfta tanışırken bazıları ortaokul seviyelerinde tanışırlar. Bu tanışma süreci çocuğun bilgisayarla olan ilişkisinde büyük rol oynar. Bu evrede bir Türk genci bilgisayara karşı olan bakış açısına resmen yön verir. Sunum hazırlamanın ayrıcalıklarını CS oynamayı bırakıp öğrenenler ileride para babası olacakken bu işi arkadaşlarına yaptıranlar ileride çok çekeceklerdir. Bunun yanında bazı uyanıkların interneti keşfetmesiyle sunum sektörü iyice kızışacak sonrasında öğretmenler sunuma karşı gelmeye başlayacaklardır. Bu eşsiz maziye hazır mısınız?

Yine bir ödev dönemidir. Ya hoca size taktıysa muhtemel ödev diye sunum görevi verecektir. Sunu ödevi her ne şekilde verilirse verilsin ilk şu soru sorulur: “Hocam bilgisayardan hazırlasak olur mu?”. Bu soru sınıfta anlık bir sessizliğe neden olur. O yıllarda çocukların internetle tanışmadığını sanan öğretmenler onay verir ve olay bu şekilde sonlanır. Bu aşamadan sonra iki çeşit öğrenci vardır. İlki evde ablasının bilgisayarını kucağına alıp PowerPoint sekmesini üç yılda bulup sunuma kendisi başlayandır. Diğeri ise ya internetten hazır sunum bulan ya da sunumu başkasına yaptırandır. Gelin bu iki tipi sırayla inceleyelin.

Kucağına bilgisayarı alıp sunumu hazırlamaya başlayan öğrenci modeli ileride paraya para demeyeceğinden bir haber oraya buraya tıklaya tıklaya sunumu hazırlar. Son anda eklediği ses dosyaları ve etkileyici efektler kendisine bu ekranda güven vermeye başlamıştır bile. Sonra tüm öğrendiği yeni özellikleri saçma salak her yerde kullanır. Maksat sunumu sınıfta açtığında öğrencilerin tepkisini üzerine toplamaktır. Hatta dönemin modasına uyarak aşağıya etkisi olmayan ilerletme tuşları bile koyar. Arka planı ise diğerlerinden farklı olmak için piksel piksel bir görselle doldurur. İşte bu öğrenci yarım yamalak hazırladığı sunumla yüksek puanı alır ve ileride hazırladığı paralı sunumlarla köşeyi döner. Babasının verdiği paranın günlük iki katını sunumla kazanan öğrenci lisede kantini zengin eder!

İlgili Yazı  Güç Kablolarını Tanıyalım (Modern Bilgisayarlar)

Yukarıdakinin aksine sunumu başkasına hazırlatan ya da internetten bulan öğrenci devamlı ödev dönemlerinde para harcamak zorundadır. Sunumu eğer internetten bulursa üzerinde ki site reklamlarını kaldırmayı akıl edemeyeceğinden öğretmenin hışmına uğrar. Bu davranış sınıfta yapılacak ödevlerin bilgisayar kaynaklı olmasının önüne de geçecektir elbette. Sonuç olarak bu tarz öğrenci para da verse interneti de kullansa hatta reklamları da kapatsa bu dersten yüksek not alamayacaktır. Slayt biz öğrencilerin en büyük belası olarak eğitim hayatımıza kazınmıştır.

“Çıktı Olur Mu Hocam?” Milyonları Bitiren Soru!

Teknolojinin hemen her çocukta gösterdiği olumsuz etkileri bu soru cümlesi sonrasında tüm çocukların üzerinde görmeye başladık. Bilgisayarın okullara girmesiyle eğitime katkısı olacağını düşünen öğretmenler uzun yıllar süren ve sonrasında bıçak gibi kesilen bir akımı başlatacaklarından bir haber öğrencilerinden gelen ödevleri çıktı olarak kabul etmeye başlarlar. Bu kabuller bazı öğrencilerde fayda etse dahi bazılarında maalesef olumsuz etkilere yol açar. Ödevin anlaşılmasını veya sadece bir kez okunmasını isteyen öğretmenler bir fiyaskonun farkına varıncaya kadar bu bilgisayar çıktısı ödevlerin keyfini yaşadılar.

Bizim oğlan yine sırasında sessiz sakin otururken hoca bir ödevden bahseder ve bir öğrenci sorar “Hocam bilgisayar çıktısı olur mu?”. Bu soru inanın milyonları bitiren bir soru olarak repertuardaki yerini almıştır. Öğretmen faydalı olacağını düşünerek onaylar ve bizim oğlan hemen evin yolunu tutar. Bilgisayardan bulduğu ödevi gelişine kopyalayıp onu da az evvel anlattığımız gibi sabah çıktı almayı planlamaktadır. Bu planı uygular. Ancak bazı aksilikleri hesaplayamaz ve hocadan ufak bir tokadı hediye olarak kabul eder. Konuyu hiçbir değişiklik yapmadan direkte arama motoruna yapıştıran çocuk bir hevesle enter tuşuna basar. Sonra karşısına gelen ilk siteden yani Wikipedia’dan konuyu tamamen kopyalar. Ancak unuttuğu bir şey vardır. Bir kendisi 4. Sınıfken kopyaladığı doküman akademik seviyededir. İki kopyaladıktan sonra hiçbir değişiklik yapmamıştır. Anahtarlar köprüler falan metinin içinde öylece kalmıştır. Bir de resim ekleyen öğrenci ben oldum havasıyla kırtasiyeden çıktısını alı ve okula gider. Hocanın sinirli tarafına denk gelen çocuk tövbe okumadığı ödevi anlatması istendiğinde sap gibi kalır. Kendisini yaktığı gibi birçok öğrencinin de başını yakan çocuk şu anda öğretmenlerin bilgisayar çıktısına karşı olan düşmanlıklarının tek nedenidir. O çocuğu saygıyla (!) ve sevgiyle (?) anıyoruz.

İlgili Yazı  Akıllı Saat Nedir? Ne Kadar Gereklidir?

Öğle Arasında Oturulan Yarım Saatlik İnternet Kafe!

Bazen özürlü devamsızlık bazen de öğle aralarında yenecek yemekten taviz verilerek gidilen internet kafeler öğrencinin gelişimin de büyük rol oynamaktadır. Çocuk eğer burada ipleri eline alırsa hayatı boyunca hiç bırakmaz. Ama burada pis bir ortama karışan öğrenci de tövbe toplamaz. Sınıfın ineği bile bir gün CS atmak için internet kafeye gitmeye mecburdur. Paran olmadığı halde gidersin o kafeye sonra herkesi ya yener ya yenilir çıkarsın birinden dilendiğin para seni o gün kurtarır. Orada sen verirsin bazen ama hiçbir zaman hiç kimse parasız kalmaz. Orası paranın bitmediği tek yerdir!

İnternet kafeler birçok öğrencinin en tatlı anılarına ev sahipliği yapmıştır. İnternet kafelerin ruhuna kaç yaşına gelirseniz gelin halen saygı duymak zorundasınız. Bu ruha saygısızlık yapmamak üzere yazımı burada noktalıyorum. Her zaman teknolojinin sıkıcı cümlelerini kurmaktansa bugün de teknolojiyle gülelim istedim. Hayat gülünce güzel!

 

 

 

 

Erkan Akkuş {Erkan Akkuş}

Müzik benim her şeyim. Aynı şekilde karikatür çizmekte hayatımın merkezinde yer alıyor. Teknolojiyi takip edip takipçilerle paylaşmaktan çok zevk alıyorum. Teknolojinin sonunun olmadığına inanlardanım.

“16 Senelik Eğitim Hayatlarında Öğrencilerin Teknolojiyle Olan İmtihanları!” üzerine 1 yorum

  1. Ateş İnşaat dedi ki:

    Bizim zamanımızda herşey daha güzeldi 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir