Editörün Köşesi 291 0

Size Sevebileceğiniz Bir Dünya Yaratıyorlar

Başlık biraz ilginizi çekti sanırım. Öncelikle böyle bir başlığı atıp bu yazıya başlamamın en büyük sebebi, büyük bir filmin içerisinde figüran olarak rol aldığımı hissetmem oldu. Uyanışımı ‘Wag The Dog’ filmiyle pekiştirdiğimi de dipnot olarak buraya düşeyim. Fakat burada görsel medya lideri televizyon ile bir manipülasyon söz konusu iken, benim asıl değinmek istediğim konu Sosyal medya ve internet’ olacak.

İnternet hayatımıza girdiğinden bu yana ki gelişmelerin hepsine büyük bir ilgiyle şahit olduk. Son gelinen nokta da ise büyük bir sosyal medya patlaması yaşıyoruz. Bunun sebepleri arasında tabi ki anlık iletişim ve haber alabilmedeki sağladığı kolaylıklar gibi birçok sebep sayılabilir. Burada benim uzun zamandır en çok dikkatimi çeken şey ise ‘Haber, Habercilik ve Haber alma ile Sosyal Mecralar’ arasında ki ilinti.

Artık haber almak için radyo dinlemek, gazete okumak ve televizyon izlemek gibi dertlerimiz yok. Facebook ve Twitter gibi sosyal medya mecraları sayesinde rahatlıkla gelişen ve ilerleyen dünya hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Kimi insanlar siyasi gelişmeleri takip ederken, kimileri de ilginç bilgiler, anlamlı sözler ve cuma günü mesajları gibi konuları takip edip ‘Like’lamak için bu mecralarda belirli zamanlarını harcıyor.

Hatta bu aşamada not olarak ‘Düzenli olarak haber kaynağı kullanımı’ adlı bir grafiği de sizinle paylaşmak istiyorum. Lütfen ‘Sosyal Ağlar’ kısmında ki verilere dikkat ediniz.

KAYNAK: REUTERS DIGITAL NEWS REPORT 2016

Sevebileceğiniz bir Dünya Yaratılıyor

Farkında olmadığımız şey ise; ne beğeniyorsak, neye yorum atıyorsak hatta neye ilgi gösteriyorsak aynı oranda bizlere bunların sunulması. Bu konuyla ilgili söylenebilecek en iyi kelime ise ‘Filtre Balonu’ oluyor. Peki bu terim tam anlamıyla neyi ifade etmekte?

‘Filtre Balonu’ kelimesini ilk dile getiren kişi Amerikalı Eli Pariser. 2010 Yılında meydana gelen Deepwater Horizon Petrol platformu patlamasının ardından 2 arkadaşına ‘BP’ terimini Google’da aratmalarını söylüyor. Arkadaşlarından biri sadece toplumsal tepkileri ve yaşanan felaketlerle alakalı verilere ulaşırken, bir diğeri ise finansal yatırımlar, yapılan yardımlar ve desteklerle alakalı verilere ulaşıyor.

İlgili Yazı  Oyun Endüstrisi ve Türkiye'deki Gelişimi

Aynı zamanda Eli Parsier bu terime 2011 yılında hazırladığı ‘The Filter Bubble: What the Internet is Hiding from You’ adlı kitabında da detaylı bir biçimde ele almış.

Yani Filtre Balonu sayesinde ilgi gösterdiğimiz ve sosyal etkileşimde bulunduğumuz içeriklere göre, karşımıza ne çıkacağını kendimiz belirliyoruz. Kısacası çoğunlukla teknolojiye ilgi duyan ve bu tip paylaşımlar ile sosyal etkileşime geçen bireyler, çoğunlukla teknoloji ile ilgili gönderileri zaman tünellerinde görecekler.

Bunun ne kötü yanı olabilir diye düşünebilirsiniz. Fakat ‘Toplumsal Kutuplaşmayı Körükleyen’ içeriklerin sosyal mecralarda ne kadar yaygın olduğunu biliyoruz. ve siyasilerinde uzun süredir ‘Filtre Balonu’ teriminden haberdar olduğu aşikar.

Tüm Sosyal Medya Kullanıcıları Birer Denek

Zaman zaman Facebook’un kullanıcılarını çeşitli deneylere tabii tuttuğunu bir çoğunuz biliyorsunuz. Sosyolojik olayların yanı sıra, bireysel psikolojimize bile etki ediyorlar ve milyonlarca insanı denek olarak kullanıyorlar.

Facebook ana sayfanızda gösterilecek gönderileri rastgele oluşturmuyor. Bunun böyle olduğuna inananlarınızın olduğunu biliyorum. Fakat gerçek çok daha farklı. İlgi gösterdiğiniz, beğendiğiniz, arkadaşlarınızın beğendiği ve yorumladığı gönderiler, beğendiğiniz sayfalar ve katıldığınız gruplara kadar tamamını analiz eden bir algoritma mevcut. Facebook bu algoritma sayesinde sizin en çok sevdiğiniz, en çok ilgi gösterdiğiniz şeyleri ana sayfanızda sizlere sunuyor. Bunu yayınladığı ‘Sponsor’ reklamlarda da görebilirsiniz. Reklamı verenler gerekli reklam ayarlarını yaparken ‘ilgi alanları’ diye bir kısmı doldurarak sizlere net bir şekilde ulaşabiliyorlar.

İlgili Yazı  Oyun Endüstrisi ve Türkiye'deki Gelişimi

Peki bu neye sebep oluyor? Gerçekten tüm bilinç altımızı şekillendiriyor dersek yanlış olmaz. Bunu ufak bir örnekle size açıklamak istiyorum. Belli bir siyasi partiye sempati duyuyorsunuz diyelim. Facebook vasıtası ile bu oluşumun videolarını beğeniyor, yorumlar atıyor hatta harici şahıslar tarafından açılan destek sayfalarına katılıyor, yetmedi onların gönderilerini beğeniyor ve paylaşıyorsunuz. Bu sayede algoritma sizin en çok ilgi gösterdiğiniz durumları belirliyor ve ana sayfanıza yoğun olarak bunları pompalıyor. Doğal olarak sadece sevdiğimiz, ilgi gösterdiğimiz ve doğruluğuna inandığımız şeyleri zaman tünelimizde görüyor, diğer kısımları doğruluğuna ya da yanlışlığına bakmadan bir köşeye atmış oluyoruz.

Neydi? Size Sevebileceğiniz Bir Dünya Yaratıyorlar

Çünkü ilgi gösterdiğimiz şeylerin doğruluğuna ya da yanlışlığına bakarken ki ölçümüz yine sosyal medya ve yapılan paylaşımlar oluyor.

Nasıl mı?

Prof. Hendrik Speck aynen şöyle aktarıyor; ’Sevdiğimiz ya da eğilim duyduğumuz fikirler adına yaratılmış forum ve platformlara hızlı erişim imkânı, bize fikirlerimizin %100 doğruluğu hissi veriyor’

Bir örnek daha verelim. ‘Yalan Haber Furyası’ olarak adlandırabileceğimiz bir problem mevcut. Bu problemin türemesinin en önemli sebebi ise herkesin dilediğini yazıp çizebileceği üstelik hiçbir ahlaki ve etik değerlere bağlı olamadan bunları yapabileceği sosyal medya mecraları.

Bu haberler sosyal medya alanlarında yayınlandığında milyonlarca beğeni alıyor, yorum alıyor ve görüntüleniyor. Daha sonra sizin ana sayfanıza da arkadaşlarınızın etkileşimi sayesinde düşüyor. Ve yeterince dikkatli değilseniz bir beğenmeyle sizde arkadaşlarınızın ana sayfasına bunu dolaylı yoldan göndermiş oluyorsunuz.

Peki sonuç?

Toplumu kutuplaştıran olayların ülkemizde yoğun ilgi görmesinden dolayı algoritma ister istemez bu gönderileri ilgi ve alaka düzeyinden dolayı milyonlara ulaştırıyor. Bu sayede yalan ve yanlış bilgiler ile milyonların rotası değişiyor, pusulası kayıyor, aklı bulanıyor. Bunu en son yapılan Amerikan seçimlerinde görebiliriz.

İlgili Yazı  Oyun Endüstrisi ve Türkiye'deki Gelişimi

Sizce Trump bu algoritmanın bir eseri olabilir mi?

Peki sosyal medya neden bu kadar etkili?

Çünkü; Dünyada var olan tüm yayınevlerinin ulaştığı insanların sayısından daha fazla sayıda kitleye hitap ediyor. Ekstrem bir olayı anında nasıl yayıldığını görebiliyor musunuz? IŞID militanlarının bir askeri yaktığına ilişkin bir video mesela. Ya da Meksika da yaşanan deprem? Amerika kıyılarını vuran Irma Kasırgasına ilişkin haberler?

Facebook şu an için yapılan ve yayınlanan haberlerin doğruluğunu veya yanlışlığını ölçebilecek düzeye erişmedi. Bu sebeple en çok sosyal etkileşim alan gönderiyi önemli olarak kabul ediyor ve size sunuyor.

Filtre balonunu etkin kılan en önemli şey ise karşımıza bir gönderi çıktığında bunu daha okumadan paylaşmak yada beğenmek oluyor. Gereken önemi ve hassasiyeti vermediğimiz ve yeterli eleştirel bakış açısına sahip olup üzerinde düşünmediğimiz için önümüze hoşumuza giden ne varsa yalan yanlış demeden paylaşıyor, sosyal medyayı yalan haberlerle doldurma eylemine katkıda bulunuyoruz.

Yazımı bitirmeden önce, bu konuya değindiği için CHIP dergisi yazarlarından Ozan Kaya’ya teşekkür ederim. Kendisi bu konuyu  Nisan/Mayıs/Haziran 2017 döneminde yayınlanan CHIP dergisinde enine boyuna inceleyerek okuyucularına aktarmıştır.

 

‘Önce Oku, Sonra Araştır, Ardından Paylaş’

 

Beni Takiple

Çağdaş Caner Koçak

Aklım yetmeye başladığından beri teknolojinin ucundan tutup sürüklenmiş ve hayran olmuş biriyim. Teknoloji ve Bilim alanıyla ilgili tecrübelerimi sizinle paylaşmak beni mutlu ediyor 🙂
Beni Takiple

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir